THY’de 2 Kiritik İstifa

THY`nin Kamuyu aydınlatma Platformu`nda arazi düz açıklamasında, “yurt oturmuş üyesi Mehmet Nuri Yazıcı okunuşu halk kurulu ve icra Komitesi reis Vekili Prof. Dr. Cemal şanlı bugün itibariyle görevlerinden istifa etmiştir” denildi.

Mehmet Nuri Yazıcı kimdir?

1949 Rize doğumlu vaki Mehmet Nuri Yazıcı, 1975 yılında mersin escort / iktisat Ticari ulum Akademisinden mezun ha. 1990-1991 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Brüksel dazlak Konsolosluğunda görev yaptı. 1994 – 2008 yıllarında istanbul büyükşehir Belediyesi meclis üyeliği okunuşu reis Danışmanlığı fail Mehmet Nuri Yazıcı evli ve birkez çocuk babası.

Prof. Dr. Cemal şanlı Kimdir?

1950 yılında Manisa`dahi doğdu. istanbul üniversitesi tüze Fakültesinden 1977 yılında yetkilendirilmiş olur. 1977 yılında istanbul üniversitesi dostluk Fakültesi beynelmilel özel dostluk Kürsüsüne yardımcı film izle üniversitesi hukuk Fakültesi uluslararası hususi tüze esas bilim Dalı Başkanı. uluslararası özel dostluk Konularında ve bilhassa uluslararası sağlamlaştırma alanında yayınlanmış sert budenli yayın, makale ve monoğrafisi bulunuyor. Evli okunuşu dört bala babası.

Rahmaninov’u hiç duydunuz mu?

“Son rus romantik” olarak bilinen klasik müzik temsilcisi, büyük şef ve piyanist Rahmaninov aslen 1 Kıpçak türküdür, yani tatardır. Ekim devriminden sonra ülkesi Rusya’yı terkeden bu büyük besteci ve piyanist avrupa ve amerika’da yaşadı. Özellikle hayatını büyük 1 bölümünü Amerika Birleşik mersin escort yaşayan Sergey Vasilyeviç Rahmaninov ABD vatandaşlığı da almıştır. Bestelerinde Çaykovskiy’den ilham aldığı net olarak görülmektedir. İlk besteleri beğenilmeyen Rahmaninov depresyona girer. Nikolai Dahl adlı kişiden birkaç ay terapi yardımı alan Rahmaninov ikinci senfonisi yazar ve günümüze bizlerin hayranlıkla dinlediği o güzel eserlerini yazmaya başlar.

Tahminime göre,” dedi sonunda escort

“Evet efendim, evlenip hastahaneden ayrıldım, dolayısıyla e-bilet da ihtisasımı
yarıda bırakmış oldum. Kendime bir ev kurmam gerekiyordu.”
9/195
“Neyse, pek o kadar da yanılmış sayılmayız,” dedi escort bostancı Holmes. “Bakın,
Doktor James Mortimer…”
“Mister deyin, Mister sadece bir M.R.C.S.”
“Araştırmadan yapıyorsunuz herhalde.”
“Bir bilim meraklısı, Bay Holmes; büyük, bilinmeyen okyanusun
kıyılarında, midye kabukları toplayan biri. Bay Holmes, yanılmıyorsam
siz, yoksa!..”
“Evet, sizi arkadaşım Watson’la tanıştırayım.”
“Memnun oldum efendim. Arkadaşınızdan söz edilirken sizin adınızı
da duymuştum. Bay Holmes, beni çok ilgilendiriyorsunuz. Böyle dolikosefalik[
1] bir kafatası ile, bu denli bir supraorbital[2] oluşum
görmemiştim. Parietal[3] çatlağa, izin verirseniz parmağımla şöyle bir
dokunayım. Kafatasınızın kalıbı, aslı elde edilinceye kadar bir antropoloji[
4] müzesi için iyi bir malzeme oluşturur. Belki biraz aşırı gidiyorum
ama, doğrusu kafatasınıza gıpta ediyorum.”
Sherlock Holmes, adamın bir koltuğa escort beylikdüzü oturması için eliyle işaret etti.
“Kendi alanınızda uzmansınız sanırım, tıpkı benim kendi alanımda
olduğu gibi,” dedi.
“İşaret parmağınızdan anladığıma göre, kendi sigaranızı kendiniz
sarıyorsunuz. Bir tane yaksanıza.”
Adam kâğıtla tütün çıkardı ve şaşılacak bir ustalıkla bir sigara sardı.
Uzun, titreyen parmakları vardı. Bir böceğin antenleri gibi çevik, bir
türlü yerinde duramayan parmaklar.
Holmes susuyordu ama, dostumuzun dikkatini çektiğini kısa, keskin
bakışlarından, anladım.
10/195
“Tahminime göre,” dedi sonunda, “Dün geceki ve bugünkü ziyaretiniz
sadece benim kafatasımı incelemek için değildi herhalde.”
“Hayır efendim, hayır; yine de kafatasınızı incelemek fırsatını bulduğum
için mutluyum. Size gelmemin nedeni Bay Holmes, kendi
başıma içinden asla çıkamayacağım, bir çıkış yolu bulamayacağım, son
derece önemli ve olağanüstü bir meseleyle karşı karşıya oluşum.
Avrupa’daki uzmanlardan en iyi ikinci kişi olduğunuza inandığım
için…”
“Affedersiniz, birinci olma şansına ulaşan uzman kimmiş acaba?” diye
sordu Holmes, biraz öfkeyle.
“Kuramcı bir adama, Mösyö Bertillon’un eseri escort bakırköy daha fazla etki eder.”
“O halde, niye ona gitmediniz?”

Başı önüne eğik yürüyordu

“Peki köpek?”
“Bu bastonu köpeğin efendisinin arkasından taşıdığı belli. Baston
ağır olduğu için, köpek tam ortasından sıkı sıkı dişlerini geçirmiş,
dişlerinin izleri göze batacak kadar belli. Bu izler arasındaki mesafeden
anlaşıldığına göre, köpeğin çene kemiği, bence bir Terrier’inkinden
biraz büyük ve bir Çoban köpeğininkinden de biraz küçük. Bir dakika,
tamam, kıvırcık tüylü bir İspanyol köpeği.”
Konuşurken ayağa kalkmış, odada bir aşağı bir yukarı gezip duruyordu.
Derken, pencerenin kenarında durdu. Sesi öyle güven doluydu ki,
gözlerimi kaldırıp şaşkınlıkla ona baktım.
“Seni, anlamıyorum, nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”
“Çok kolay köpek şimdi kapımızın önünde, boynunda da sahibinin
adı yazılı olan tasması var. Sakın bir yere gitme, Watson. Meslekdaşım
olduğuna göre, burada bulunman işime yarayabilir. Şimdi kaderin en
dramatik anı, Watson. Merdivende gitgide yaklaşmakta olan birinin
ayak seslerini duyuyorsun; iyi niyetli mi, kötü niyetli mi, belli değil.
8/195
Bir bilim adamı olan Doktor James Mortimer, cinayet uzmanı Sherlock
Holmes’den ne isteyebilir ki? Buyrun efendim.”
Konuğumuzun karşımıza çıkması beni şaşkına çevirdi. Ben tipik bir
köy doktoru bekliyordum. Uzun boylu, incecik, bir adamdı, gagaya
benzeyen uzun bir burnu, altın çerçeveli gözlüğünün arkasında pırıl
pırıl parıldayan, birbirine yakın gri keskin gözleri vardı. Önlüğü
üstündeydi ama, çok özensiz giyinmişti, ceketinin rengi solmuş, pantolonu
eskimişti. Genç olmasına rağmen, şimdiden kamburu çıkmıştı.
Başı önüne eğik yürüyordu, iyi kâlpli bir insana benziyordu. İçeri girer
girmez, gözleri Holmes’ün elindeki bastona takıldı, bir sevinç çığlığıyla
ona doğru atıldı.
“Öyle sevindim ki,” dedi. “Burada mı, yoksa Shipping Office’de mi
bıraktım, diye düşünüp duruyordum. Bu bastonu dünyayı verseler kaybetmek
istemem.”
“Bir armağan galiba?” dedi Holmes.
“Evet efendim.”
“Charing Cross Hastahanesi’nden, değil mi?”
“Evlenirken birkaç arkadaş hediye etmişti.”
“Ya, çok kötü,” dedi Holmes başını sallayarak.
Doktor Mortimer gözlük camlarının altında gözlerini kırpıştırarak
şaşkınlıkla baktı.
“Niye kötü?”
“Vardığımız sonuçları bozdunuz. Evlenmeniz nedeniyle mi

Ellerin üşümez mi escort

Olamadık iyiymiş gibi yapan kötülerden. Gitme diyemedik çok sevdiğimizde,
zaten giderken gidiyor, gitme demek yeni bir hayal e-bilet kırıklığından başka bir
şey değil. Döner mi dönmez mi? Bir daha hiç gelmez mi? Eninde sonunda çalsa
bile kapını, bu örter mi onun ayıbını? Gidiyor musun? Gitme. Git dersem incinip
gidersin. ‘’Gitme.’’ Bilirim giderken bile sevilmek ister insan…
Sonra seni görmek istemiyorum. Özellikle topuklu ayakkabı tıkırtısı duymak
istemiyorum. Sonra söyle ara sıra beni sevdiğini ama beni arama. Seni gördüğüm
zaman, bakma yüzüme…
Biraz anlamsız bazı şeyler, anlık işte zamanlık değil. Geçen gün rüyamda
üzüm gördüm, sen çok seversin geri zekalı. Başka yerlere taşındık. Odanın ışığını
kaçta kapatırsın bilmiyorum. Senden önce uyuyorum artık, yatak karşıyaka escort nasıl rahat, nasıl
rahat… Yastık bildiğin kaldırım taşı, sen her yerimden tutarken, uyku neremden
tutsun ki…
Sadece düşün, ayrılırsan, gidersen ne olur bir düşün ama dönme. En korktuğum
şey yokluğuna alışmaktı ya; o da oldu. Şimdi böyle mi bitermiş diye soruyorum.
Bitmez denilen şeyler ve tam olarak bittiğini hissettiğin anlar…
Ve nasıl olsun bir başkası senin gibi…
Bir döner misin?
En azından ben olmadan yürü aynı yolları…
194/272
-Öptüm -Ben de
Neyin peşinden koşuyoruz, neler için kimlerden vazgeçiyoruz, ne kadar
samimiyiz sevdiğimiz insanlara karşı?.. ‘’Seni seviyorum’’ diyene ‘’Ben de’’ demek
ya da ‘’ben deeeee’’ demek yani fazladan 4 tane ‘’e’’ harfi koyduğumuzda
daha mı cana yakınız? Her şeyi bir yana bırakanlar var, ben onlardan olamıyorum.
‘’Öptüm’’ değil de ‘’Öptümmmmm’’ dediğinde daha çok seviyorum seni. Bu
yanaklarımın titremesi gibi bir şey. İnsan her zaman kalbinde deprem hissedemez
ve hissettiğimiz her heyecan aşktan değildir. Zar zor sahip olduğumuz ya da olamadığımız
bir nefsimiz var. Aşk başka bir şey, o kimseye benzemiyor, böyle uyurken
tam düşecek gibi olur ve uyanırız ya, işte ona aşk diyebiliriz. Aşk terlemek
ve bir anda kurumaktır. Bazı kızlar aldatılmaktan şikâyetçi ve çoğu henüz hiç aldatılmadı.
Şikâyet ettiklerimiz yaşadıklarımızdan çok başımıza gelmesinden korktuğumuz
şeyler. Etrafınızda sizden daha mutlu insanlar varsa sizin mutluluğunuz
hiçbir anlam ifade etmez ve dışarıdan bakınca diğerleri sizden daha mutludur.
Oysa sinemaya gidecek parası olmayan çocuk öyle mi? Beyaz perdeyi sadece
evinde gören, televizyonu perdenin arkasından izleyen ve sinema tadı almaya
çalışan. Olamaz demiyorum, işin içinde hayal varsa ve gerçekleştirecek imkân
yoksa bunu da yapan bulunur. Çok mu şanslıyız neyiz? En azından sinema diye
bir şey olduğundan haberimiz var.
196/272
Bazen Üşürsün
İçinde ‘’bırakmak’’ geçen bir cümlede yolumuz kesişmesin mesela… Aslında
sevdiğin neredeyse o uzaklığı düşünüyorsun. Bazen başka şehirden birini
seversin. Bazen başka bir ülkeden. İşin içine pasaport, vize vs. girince işler iyice
zorlaşır. Ki başka şehirde birini sevmek bile zordur çoğu zaman. Ağladığında
yanına gelmesini istersin, o gelene kadar balçova escort gözyaşların kurur. Anlatmak istersin,
telefonun ucunda dinler ama anlamaz. Gözüne bakamadığın bir insan sana ne
kadar yakın olabilir ki… Boş laflar var, herkes bilir zaten: ‘’Önemli olan kalplerin
bir olması’’ En sevmediğim cümledir bu. Kalplerin bir olması ne sana ne bana ne
ona yeter. En basitinden onunla aynı anda aynı şarkıyı dinle, yanında değilse kalbinde
olsan neye yarar. Ne kadar hissedebilir ki? Avuçlarına sıkıştıramadığın
ellerin üşümez mi? Üşür bence, bazen üşürsün zaten, mevsimlerle ilgisi yok.
Dokunmak
Dokunmak diye bir şey var, hissetmek var ve senin olmayan birini kıskanmak
var. Senin olmayan ve olamayacak bir şeyi kıskanmak. Bir kıza uzaktan uzaktan
yazmak, cevap gelir diye beklemek var. Böyle bazen kalbin çok başka atar.
Tıpta bunun bir adı olsa; ‘’kalbin ayaktan başa sıçraması’’ olabilirdi. Senin olmayan
birini sevmek güzel şey çünkü hem senin olabilmesi diye bir şey var, hem
de her cümlesinde kendini aramaların var. Sesini bile duymadan seversin bazen
çünkü seversin bazen ve yine bazen kalbinin nerende attığını anlamazsın. Öyle
seversin işte bazen, hiç senin olmayacak birini hep kıskanarak…
Sevmekten İnanıyorsun
Ve gitmem demişti. Saflıktan değil sevmekten inanıyorsun ve gideceğini bile
bile seviyorsun. Eski sevgilinin doğum gününü unutmak diye bir şey var. Onun
artık başkalarını özlemesi diye bir şey var. Onsuz kalmak
gaziemir escort çok sevdiğin bir filmin
bitmesi ve tv de bir şey bulamamak gibi bir şey. Ararsın boşuna

Yan dönerek çocuğun yanağından

İnsanlar değişebilir ama değişmek istemezler. Değişmek bir bakıma eski halinin
kötü olduğunu gösterir. İnsanlar daha iyi olmak için değişir ya da daha iyiyi
bulmak için. Herkes sevmez değişmeyi, hatta çoğumuz sevmeyiz. Değişmek beraberinde
sorular da getirir. Soru bile değil ama soru havası var işte. Mesela,’’Sen
böyle değildin, çok değiştin,’’ derler. Aramızda sırf bu soru yüzünden değişmeyenler
var. Öylece hayata hep aynı tutunanlar var. Değişmek kolay değildir, çünkü
her değişim alışkanlıklara karşı açılan bir savaştır ve o savaşı kazanmak kolay
değildir. Bazen hiç değişmezsiniz ama insanlar değiştiğinizi düşünür. Belki de
çevrenizdekiler değişmiştir ya da şöyle bir şey varsa çok kötü, insan farkında
olmadan değişir mi? Değiştiğini bilmeyen bir insan, kendi hayatına ne kadar sahip
olabilir ki? Bugün değişmemek için güzel bir gün. Bugün yeniden âşık olmak
lazım. Her aşk bir değişim midir diye sormak lazım. Aslında aşkı unutalım, âşık
olmayalım, sadece hoşlanalım birbirimizden. Aşk değiştirir bizi. Sadece hoşuna
gideyim, zamanla o da değişir. Hoşuna değil, boşuna giderim.
Sadece Bak Ona
Nereden bakarsan bak eksiksin, geç kalmalar, az sevmeler, doyumsuzluklar…
Çok fazla şeyi, çok kısa sürede paylaşmalar, sonrası hep bir arayış. Aceleye gerek
yok, sarılırsın nasıl olsa, yanındayken özlemeyi dene, öpmek için çok erken
yanağına dokunsan yeter hatta sadece bak ona…
Kimse senin gibi sevemesin onu. O değerini geç olsa da anlar ve sen giderken
adam olarak gidersin bir hayattan. Herkes adam olamaz. Dünya onun ayaklarının
altında olsun, sen, seni bir daha göremeyeceği bir yere saklan.
Gitmek her şeyin içine karışır ve illa ki gidersin. Arkanda bıraktığın cümlelerdir
önemli olan yoksa herkes gider.
Pazar Mutsuzluğu
Pazar mutsuzluğu diye bir şey var. Hani ne yaparsan yap mutlu olamazsın,
olmaz. Her pazartesi bir başlangıçtır ve hayat maalesef pazartesilerden oluşur. İnsanlara
kendi olma fırsatını vermez bazı günler. Kendi istediğini yapamazsın. En
basitinden erken uyuman gerekir, uyuyamazsın. Bir insan sabahları istediği kadar
uyuyabilmeli ve yollar ömründen çalabildiği kadar az çalmalı. Herkesin hayattan
bıktığı zamanlar olmuştur. Genelde hayatın dediği olur, sen lafta kalırsın, hayatın
verdiğini alırsın.
Yalnızlık ve Kokoreç
Yürüdüğünde çok düşünüyorsan yalnız olabilirsin. Düşünmüyorsan düşünecek
bir şeyler yoktur belki… Etrafında gördüğün çiftlerde kendini arıyorsan ama
kendini öyle bir durumda bulduğunda yalnızlığı özlüyorsan, tek başına bütün
kızların senin olması gibi bir şey bu ve hiç bir adam tam anlamıyla bir kıza ait
olamaz. Ben olamam.
Bazen zaman duruyor, susuyorsun. Caddede kokoreç yiyen bir çift gördüm.
Benim hiçbir sevgilim benle kokoreç yemedi. Yanlarında iken bana kokoreç bile
yedirmediler. O çift mutluydu mesela. Kız güzel değildi, çocuk da ehh tarzında bir
şey. Zaten ben hem güzel, hem kokoreç seven bir kız görmedim. Demek ki; benim
bütün eski sevgililerim güzeldi. Sonuçta hiçbiri kokoreç yemiyordu.
Yürüdüm birbirine sarılan bir çift çıktı karşıma; ‘’Allah belanızı vermesin ya,
sırayla mı çıkıyorsunuz olum karşıma’’ dedim içimden. Sonra kız yürürken bir
anda yan dönerek çocuğun yanağından öptü, sarıldı. [Evet bunlar bana hayatın
‘’N’aber lan, hâlâ yalnızlığını seviyor musun?’’ deme şekliydi.]
Umurumda olmadığını biliyorsun hayat. Bu arada yalnızlık sanırım meslek
gibi bir şey…
Birkaç kız yazdı whatsapp’dan umursamadım. Yürümek ve adımların sesini
dinlemek daha çekiciydi.
Özetle Allah benim belamı vermesin çünkü yalnızlık bana çok yakışıyor.
Üzerime cuk oturuyor. Ne esneme payı var, ne de dar.
Bu yazıdan ne kalır:
Kokoreç yiyen bir sevgiliniz olmayabilir.
Sizi yolun ortasında yanağınızdan öpen biri de olmayabilir.
İnsan yalnız kaldığı kadar büyür.
Eski sevgilim bildiğin problem makinesiydi. Onu yapma, bunu yapma, şu
yazıyı niye yazdın, bu yazıyı kime yazdın. O yazı niye öyle. Bazı adamlar birini
hiç hak etmiyor. İlk sırada ben varım.Hadi eyvallah…
192/272
Bir Döner

Düşüncelerin çoğalır escort

Gidecek bir yerin yok aslında. Ne garip değil mi? Birini e-bilet seviyorsun ve bazen
bütün hayatını altüst ediyor. İnsan hayatını birine bağlayarak ne kadar doğru ya da
ne kadar acısız yaşayabilir ki? Evet, onun yerine hiçbir şey koyamadığın zamanlar
olur ki olmalı da zaten. Düşündüğünde daha çok acı çekersin. İnsanların hayatta
korkuları vardır. Biri ölmekten, biri kaybetmekten, biri sevmekten korkar. Ben en
çok bir kızın bana alışmasından korkarım, çünkü çankaya escort karşılıksız alışkanlık çok acı
verir. Acı paylaşılmaz diye düşünme, acı paylaşılır ama paylaştıkça çoğalır. Her
şeyden kötüsü; senin ulaşmak istediğin insan, başka birine çoktan ulaşmıştır. Bizim
de ulaşılmaz olduğumuz durumlar olur; hani telefon çekmez işte, şarj biter
falan… Fazlası değil.
Utanır İnsan
Çünkü bazen birbirinizin yüzüne bakamazsınız. Ayrılık içinde nefreti de
barındırır ve ben nefret etmeyi bilmem ama nefret edildiğiniz olur ve bunu
hissedersiniz. Ne kadar iyi biri olursan o kadar çabuk yalnız kalırsın. O sizin
omzunuzdan başka saklanacak yer bulamaz ama size kendi eliniz yeter. Ben sende
üşüyorum, sen istediğin yerde ısınabilirsin, eğer gerçekten suçluysan, omzumu
gözlerinle ıslatabilirsin.
Artık Ne Anlarsan
Bazı insanlar anlamak istese de anlamaz sizi, bazıları anlamak istemez,
bazıları anlamak ister ama anlayamaz. İnsanlar çoğu zaman sizi anlamak için onlara
açıklama yapmanızı isterler. Mesela ben açıklama yapmayı sevmem ve insanlar
açıklama yapmadan yaşamalı diye düşünürüm. Bu her yiğidin bir yoğurt yiyişinin
olması gibi bir şey. Ben bir şeyler yazarım. Sen bir cebeci escort şeyler anlarsın, başkası
başka şeyler anlar. Bazıları bu adam ne diyor der. Bazıları defalarca okur, her seferinde
başka anlamlar çıkarır. Anlamak senin elinde olan bir şey ve hani derler
ya ‘’Kişi kendinden bilir işi’’ diye… Sen işine geleni anlarsın ama ben yazarken
senin nerene gelir diye düşünmem.
Notalarda Buluşalım
Bakma ayrılık iyi gelir bazen, bir şeyin acısı, verdiği mutluluktan daha güzel
olabilir. Sırf yaşaman gerektiği için yaşarsın ve ben ayrılığı severim senin kadar
olmasa da… Düşüncelerin çoğalır, daha yaratıcı olursun, daha çok özlersin en basitinden…
Yanında yok işte, bundan daha özlenilesi ne olabilir ki? Ellerini özlersin
mesela, hani şu terleyince bile bırakmadığın ellerini… Artık tutamıyorsun
diyelim, ellerinin yerine hayaller tutuyorsun, onu koyabilecek bir yerin belki hâlâ
var ama görmezden geliyorsun. Boş vermek lazım bazen ve canın çıkana kadar
üzülmek, özlemek… Senden daha iyi özleyemesin kimse, ha gayret bebeğim.
Notalarda buluşalım, hangi şarkı fark etmez.
Rahat
Bazen âşık olursun ve aşk genelde mutlu eder. Belki geçici bir aptallık, belki
de kalıcı… Ondan başkası olmasın istersin ve ondan başkası olmaz. O seni anlamaz
bazen ama âşıksındır. Âşık olmak bir bakıma insanın dikmen escort kendi değerini
düşürmesi gibi bir şey. Ruh rahatlarken, beyin kendini beklemeye alıyor ve işin
aslı bizim ruhumuza bu kadar rahatlık iyi gelmiyor.

Farklıyım, farklısın, farklı

Kendine ait cümlelerin olmalı, bazıları hazır puding kıvamında, bazıları yokuş
çıkarken alnında oluşan ter damlası kadar ıslak ve sıcak, belki biraz tuzlu.
Herkes içinde bir şeyler yaşatır, ölmek bile öldürmez o yaşatılanı. Bir fotoğrafın
yabancı misafiri olarak kalırsın, hiç bilmediğin ellerde gezerken… Belki de ‘’kim
bu ya’’ cümlelerinde anılırsın. ‘’Hayat işte, aldırış etme ve yaşamana bak’’ demiyorum,
çünkü insan bakmasa da yaşar. Hani seviyorsun ya bazen, o uyduruk
sevmelerden bahsetmiyorum, içinde sevişmek yok bunun, ‘’bu gece bende kalsana’’
temalı cümleler yok. ‘’Üşüyorum ısıt beni’’ diyen bir kız yok. Sarılmak var
biraz, detone söylenmiş bir Fransız şarkısı, soğumuş bir kahve… Öyle ne yaptığını
bilmeden sevmek, yanında sırf o var diye mutlu olmak, sonra çok sevdiğin bir
şarkının sonuna yaklaşması ve senin o şarkıyı başa alman, baştan sevmen. Bazıları
başka sever ve sen hep onun cümlelerinde yaşarsın, yaşlanırsın, haberin olmaz.
Karmaşa
Çoğu zaman geçmişinden öyle kolay kurtulamıyorsun. Hayatına girenleri,
hayatından çıkarman mümkün olmayabiliyor. Düzene girmek istiyorsun, bir
bakıma sisteme dahil olmak gibi bir şey bu. Her sistem düzenli olmaya mecbur
bırakıyor. Sonra sistem adamı olmadığını fark ediyorsun. Kendinle kavga etmelisin
yön değiştirmek için ama cesaretin yok buna.
İnsan vazgeçmeyi öğreniyor bu zamanlarda. Geçmişinde neyse o olmaya
devam ediyor, çünkü alışmış ruhu bir kere ve bedeni yöneten beyinden önce ruh.
Sonra neden yaşadığını düşünüyorsun, bulamıyorsun. Herkes gibi olsan da ölüyorsun,
olmasan da… Peki neyin mücadelesini veriyorum diye soruyor insan
kendine. Ben ya da bir başkası, her seferinde ruha teslim bedenler.
Zaman zaman dünyanın ‘’En iyi kim ölecek ‘’ adlı bir yarışmadan ibaret
olduğunu düşünüyorum. En iyi kim ölecek, dünyayı en iyi yaşayan kim? Bazıları
yaşamayı çok seviyor. Ben yaşamayı o kadar çok sevmiyorum. Mecburiyetten
yaşıyorum. Zoraki öleceğim. Bu dünyanın en iyi öleni ben olmayacağım.
Her şeyi bir kenara bırakıp sorası geliyor insanın…
Biz ne yapıyoruz kendimize?
179/272
Alışkanlıktır ‘O’
Hayat böyle devam edecek, birisi için eski olan, bir diğeri için yeni olacak.
Bazıları hiç öpülmemiş dudakların peşinden koşarken, bazıları sevişmek nedir bilmeyen
insanlar isteyecek. Bazı kızlar kendilerini çok ucuza sokaklara dökecek.
5-10 liralık taytlar sayesinde binlerce öküzün hayalinde nefes alacaklar. Bazen insanlar
bizi yanlış anlayacak. Düşüncelerimizden dolayı kimine bağnaz bir adam
gibi, kimine Batılı bir adam gibi görüneceğiz. Hayallerin özeti olmaz ve kim ne
derse desin, hiçbir aşk ömür boyu sürmez, alışkanlıktır o. Şort giyen kızların bacaklarına
yaşlı teyzeler daha çok bakacak. Hatta ‘’bizim zamanımızda böyle
değildi’’ bakışı atacaklar. Hepsi bir yana, kızların bacaklarından önce yüzlerine
bakın, zaten sonra çoğunun bacaklarına bakmazsınız. Bol su içmekten ve aklına
geleni söylemekten yanayım… Kimin ne düşündüğü hem önemli, hem önemli
değil. Zaten bu kadar kötünün içinde sıranın bize gelmesi epey zaman alır.
İyi Âşık Olmalar
Farklıyım, farklısın, farklı. O yüzden birbirimizi anlamıyoruz. Bazıları yanakların
birbirine değmesini öpüşmek sanıyor. Bazıları yanağından öper, hissedersin.
Sonrası hep bir elmalı soda sıradanlığı, sanki yıllardır öptüğün bir yanak,
sanki defalarca dinlediğin bir şarkı, sanki hep o vardı, sanki eski bir sevgiliyi
tekrar tekrar unutmak. Öylesine bir şey değil bu. Bazen siyah ojeli elleri seversin,
bazen bir ömür tutacağın eli bir anda bırakırsın. Aslında dokunmak kalbine kamyon
çarpması gibi bir şey. Aşkın tarifinin içine bir kamyonun karışması çok ilginç
değil mi? Sıradan olsaydı yaşamak bu kadar keyif vermezdi zaten. İyi âşık
olmalar.
Fazla Onurluyuz
Doğru biriysen, suçlanma ihtimalin artıyor. Yanlışlar birbirini sever ve en
güzel aşkları belki de hiç hak etmeyenler yaşar. Onlar insanları her halleriyle kabul
edenlerdir. Öncelerini merak etmeyenler. Basitleşenler… Kalıpsız adamlar ile
gülüşü kirli hatunlar… Biz onlardan olamayız. Yalnızlığın bir onuru var, tıpkı bizim
gibi.

cesaret bana tekrar yukarı çaktı ve antalya escort

Başka bir söz değildi. Ben Kont kütüphaneyi kapatmak duydum
kapı. Sir Percival pencere kepenkleri up engelleme duydum. o
Yağmur yağıyor, her zaman yağmur olmuştu. Ben tarafından sıkışık benim
pozisyon ve kemiklere soğutulmuş. Ben ilk taşımaya çalıştım,
çaba Ben vazgeçmek zorunda olduğunu bana çok acı oldu. ben
ikinci kez denedim ve benim diz yükselen başardı
ıslak çatı.
Ben duvara süzüldü, ve buna karşı kendimi kaldırdı, ben baktım
sırt ve Kont’un soyunma odası parıltı içine bir pencere gördüm
ışık. Benim batan cesaret bana tekrar yukarı çaktı ve muhafaza benim
Ben yolumu çaldı gibi ucuz bilet gözleri, onun penceresinden sabit, adım adım,
evin duvarına geçmiş.
Ben ellerimi koydu zaman saati, bir sonra çeyrek vurdu
Benim kendi odasının pencere pervazına. Ben hiçbir şey görmedim ve duymuştu
benim geri çekilme olmuştu herhalde beni neden bir şey
keşfetti. 20 Haziran – . Sekizde. Güneş açık bir gökyüzünde parlıyor . ben
yatağımın yanında olmamıştır – Bir keresinde benim yorgun uykusuz kapalı değil
gözler . Beniçine baktım hangiaynı pencereden
Geçen gecenin karanlığı , benparlak sükunet şimdi dışarı bakmak
sabah.
Bensığınma evine kaçmış geçtisaat saymak
Kendi duyumlarla bu odanın – ve bu saat gibi görünüyor
haftalar .
Nasıl kısa bir süre , ve henüz ne kadar ME – Benaşağı battı beri
karanlık , burada ,yerde – sıkışık ,cilde istanbul eskort bayan sırılsıklam
kemiklere soğuk her uzuv , bir , işe yaramaz çaresiz , panik
yaratık .
Kendimi zaman roused ben pek biliyorum . Ben yokladı zaman ben pek biliyorum
sırtımayatak yol , ve antalya escort bayan mum ışıklı ve arandı
( garip bir cehalet ile , ilk , onlara bakmak için nereye )
kuru giysiler beni ısıtmak için . Bunlardanyaparken is my
onlar yapıldızaman akla , ama değil .
Soğutulmuş , sıkışık escort antalya duygu beni bıraktı ve ben bile hatırlıyorum miyim
zonklama ısı onun yerine geldi ?

kadın ayrılık görmek için zaman orada izmir escort

” Bu nedir? ”
” Bu bir . Lady Glyde anlatmak içintekne – evine gittiğimde
Onun imzabiraz zorluk ertelendi olduğunu , kaza
çok tuhaf bir kadın ayrılık görmek için zaman orada götürdü
Karına şüpheli şekilde. Ama kaza bana getirmedin
açıkça bu aynı kadının yüzünü görmek için yeterince yakın . Biliyorum gerekir
Bizim görünmez Anne tanımak için nasıl . O ne mi var? ”
” Beğendiniz mi? Gel ! Ben iki kelime söyleyeceğim . O hastalıklı bir benzerlik var
karım . ”
Sandalye gıcırdayarak açıldı veayağı bir kez daha salladı . Kontu
kendi ayakları tekrar – şaşkınlık içinde bu sefer.
“Ne ! ” diye hevesle bağırdı .
” Fantezi bir şey bir dokunuş ile uçak bileti kötü bir hastalıktan sonra , eşim ,
kafasında yanlış – ve Anne Catherick sizin için var , ” yanıtladı
Efendim Percival .
” Birbirlerine bağlı mısınız ? ”
” O değil biraz . ”
” Ve yine gibi yani? ”
“Evet , bu yüzden gibi . Ne gülüyorsun ? ”
Cevap yok , ve her türlü hiçbir ses yoktu . Kontu
Onun yumuşak sessiz iç şekilde gülüyor .
” Ne gülüyorsun ? ” Sir Percival yineledi .
” Belki de benim kendi fantezilerine , benim iyi arkadaşım . Bana İtalyanca ver
mizah – Ben icatşanlı milletin gelmez
Punch sergisi ? Eh , iyi , iyi , ben Anne Catherick tanıyacaksınız
için -gece için ve yeteri kadar – onu görünce . Aklını kolaylaştırın ,
Percival . Uyku , oğlum ,sadece uyku ve ne görmek
gün ışığı bize de yardım söz konusu olduğunda sizin için yapacak . Ben benim
projeler ve burada benim büyük kafamda planlar . O ödeyecektir
faturaları ve Anne Catherick bulmak – Üzerinde şeref benim kutsal kelime, ama
Yaşayacaksın! Ben en iyi eskort izmir köşesinde değerli için bir dostuyum
kalp , ya da ben değil miyim? Ben para bu krediler değerinde duyuyorum
Eğer çok hassas beri süre hatırlattı ? ne
Eğer , bir daha benim duygular beni yara asla yok. Onları Tanır ,
Percival ! , Percival izmir eskort onları taklit ! Seni tekrar affet – shake
Elleri yine . İyi geceler! “